Gizli/İzinsiz Alınan Ses,
Görüntü ve Video Kayıtlarının Delil Değeri
Türk hukuk sisteminde, gizlice alınan ses ve görüntü
kayıtlarının delil niteliği taşıyıp taşımadığı konusu, özel hayatın
gizliliği ile hak arama özgürlüğü arasındaki o ince çizgide yer
alır. Genel kural "hukuka aykırı delil hükme esas alınamaz" olsa da,
Yargıtay’ın bu konuda geliştirdiği çok kritik istisnalar bulunmaktadır.
Gizli Ses ve Görüntü Kayıtlarının Hukuki Değeri: Delil
mi, Suç mu?
Günümüzde teknolojinin sunduğu imkanlarla ses ve
görüntü kaydı almak oldukça kolaylaşmıştır. Ancak bir davanın seyrini
değiştirmek amacıyla alınan bu kayıtlar, bazen sunan kişiyi "haklıyken
haksız" duruma düşürebilir. Türk hukukunda bu konu, Anayasa, Türk Ceza
Kanunu (TCK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ekseninde değerlendirilir.
1. Genel Kural: Hukuka Aykırı Delil
Yasağı
Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ve HMK’nın 189/2.
maddesi uyarınca; hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak
kabul edilemez. Bir kişinin rızası dışında, gizlice kaydedilen konuşmaları ve
görüntüleri normal şartlar altında mahkemede delil olarak sunulamaz.
2. Yargıtay’ın "Ani Gelişen
Olay" İstisnası
Yargıtay, bazı durumlarda adaletin tesisi için katı
kuralları esnetmiştir. Bir ses veyahut görüntü kaydının delil olarak kabul
edilebilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir:
1-Hukuka Aykırı Saldırı:Ses ve görürüntü veya video kaydı yapan kişinin kendisine veya
yakınlarına karşı işlenmekte olan (cinsel taciz, cinsel saldırı, hakaret,
tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine
veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek
için kayıt yapması gerekir. Kendisine veya bir yakınına karşı işlenen herhangi
bir suç veya suç teşkil etmese de haksız saldırı yokken yapılan her türlü kayıt
hukuka aykırı olup delil değeri yoktur.
2-Ani Gelişen Durum: Kişinin kendisine karşı işlenen bir suçu (tehdit,
hakaret, şantaj vb.) o an ispatlama başka bir yolu yoksa. Kayıt yapan kişinin veya yakınları aleyhine işlenen suç veya
haksız saldırı, "tesadüfen" veya “ani gelişen bir olay” şeklinde
cereyan etmelidir. Tesadüfi veya ani gelişmeyen bir olay nedeniyle sistematik
ve planlı bir şekilde delil oluşturmak amacıyla yapılan ses, fotoğraf veya video
kayıtları suç teşkil eder.
3-Kanıt Kaybolma Riski: O an kayıt alınmazsa, bir daha bu
delile ulaşma imkanının olmaması. Örneğin, kızını aldatan damadını bir kadınla birlikte sokakta
sarılmış bir vaziyette gören kayınvalide bu durumu video kaydı ile tespit edip
boşanma davasında kullandığında, yapılan kayıt hukuka uygun delil olarak kabul
edilir.
4-Planlı Olmaması: Kaydı alan kişinin bir "tuzak" kurmamış
olması, yani karşı tarafı suç işlemeye veya ikrarda bulunmaya zorlamamış olması
gerekir.
Önemli Not: Eğer kişi, önceden hazırlık yaparak, cihaz
yerleştirerek veya planlı bir kurguyla kayıt almışsa; bu kayıt hem delil olarak
reddedilir hem de suç teşkil eder.
3. Ceza Hukuku ve Özel Hayatın
Gizliliği
Gizli ses kaydı almak, Türk Ceza Kanunu kapsamında
ciddi yaptırımlara tabidir:
4. Boşanma Davalarında Durum
Aile hukuku mahkemeleri, ses kayıtları konusunda en çok uyuşmazlığın yaşandığı alandır. Yargıtay, eşler arasındaki "sadakat yükümlülüğü" ve "müşterek yaşam alanı" nedeniyle, evin içine yerleştirilen cihazlarla alınan kayıtları bazen (sistematik ve sürekli olmamak kaydıyla) delil olarak kabul edebilmektedir. Ancak bu durum da her somut olaya göre değişen, oldukça hassas bir değerlendirmeye tabidir.Konuyla ilgili bir Yargıtay kararı şöyledir;
Sanığın, eşiyle
arasındaki boşanma davasında tanıklık yapan ve aynı zamanda bacanağı olan
katılanın, duruşmada, eşinin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu bildiği halde
ilişkiyi bilmediğine dair yalan beyanda bulunarak suç işlediğini ispat etmek
amacıyla, katılanla yaptığı telefon görüşmesinde, katılana özel olarak sorular sorarak, katılanın
cevaplarını ve aralarındaki tüm konuşmaları cep telefonuyla gizlice kayda
aldığı, bilahare ses kayıtlarını CD'ye aktarıp C.Başsavcılığına ibraz ederek
katılan hakkında yalan tanıklık suçundan şikayetçi olduğu ve kayıtları boşanma
davasına da delil olarak sunduğu olayda; sanığın, bir daha delil elde etme
olanağının bulunmadığı bir durumda iken, kaybolma olasılığı bulunan mevcut
delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde,
katılan hakkında C.Başsavcılığına yapacağı şikayete ve boşanma davasına delil
oluşturmak amacıyla hareket ederek gizlice kayıt yapıp, bu ses kayıtlarını
içerir CD'yi, adli makamlara delil olarak sunduğu; Somut olayda, sanığın,
hukuka uygun davrandığının kabul edilemeyeceği cihetle, atılı (özel hayatın
gizliliğini ihlal) suçun yasal unsurları oluşmuştur (Y12.CD-K:2015/20).
Özet Tablo: Kaydın Niteliği
|
Durum |
Hukuki
Statü |
|
Planlı/Tuzak
kurularak alınan kayıt |
Geçersiz
Delil / Suç |
|
Tehdit
anında mecburiyetten alınan kayıt |
Geçerli
Delil Sayılabilir |
|
Üçüncü
kişilerin konuşmalarını gizlice dinleme |
Suç (Ağır
Ceza) |
|
Kamusal
alanda herkese açık konuşmalar |
Delil
Değeri Tartışmalı (Daha esnek) |
Sonuç
Gizli ses ve görüntü kayıtları hukukumuzda
"istisnai delil" niteliğindedir. Mahkemeler, kaydın hangi şartlar
altında alındığına, bir kurgu olup olmadığına ve başka bir delille ispatın
mümkün olup olmadığına bakar. Unutulmamalıdır ki; adaleti ararken hukuku
çiğnemek, beklenen faydadan çok zarar getirebilir.
Bu makale, Türk Ceza Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat referans
alınarak genel hatlarının açıklanması için hazırlanmıştır.Gizli alınan ses ve
görüntü kayıtları farklı durumlar ve ayrıntılı hususlar içerebilir.Özel
durumunuz için hukuki danışmanlık almanız önemle tavsiye edilir.Konuyla ilgili
tüm sorularınız ve hukuki danışmanlık için Web sitemizde yer alan WhatsApp hattı üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
0 Yorum